Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi

Öğretim Üyemiz Anadolu Ajansına Röportaj Verdi

20.05.2022

Arıların ekosistem çeşitliliğine katkıları ve arı popülasyonunun azalması konusunda farkındalık yaratmak için 2017 yılından bu yana 20 Mayıs “Dünya Arı Günü’’ olarak kutlanıyor. Fakültemiz Biyomühendislik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Fulya Özdil, 20 Mayıs Dünya Arı Günü dolayısıyla Anadolu Ajansı muhabirine arıcılık ile ilgili bir röportaj verdi. Özdil, röportajında arıların korunması ve arıcılık faaliyetlerine desteğin artması gerektiğini söyledi.

"Arılarla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor"

Özdil, şöyle devam etti:

"Arılardan korkmamalıyız, arılar iğnesi olup tehlike anında soktuğu için biz korkuyoruz aslında ama hakikaten arılar bizim hayatımızda olmak zorunda. Onları sevip korumalıyız ve gerçekten arıcılık faaliyetlerine destekler artmalı. Hem kar getiren bir iş kolu, hem de bizim arılara çok ihtiyacımız var. Ekosistemi, çevreyi, doğayı korumak adına arılarla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor."

"Arılar döllenmezse tozlaşma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz"

Özdil, arıların ekosisteme en büyük katkılarından biri olan tozlaşmanın gerçekleşme süreciyle ilgili şu bilgileri verdi:

"Bitkisel üretimde meyve oluşumu için öncelikle çiçeğin ya kendi polenleriyle ya da başka bitkilerin polenleriyle döllenmesi gerekir. Bundan sonra meyve oluşumu gerçekleşir. Bu, arıların yaptığı bir işlemdir. Normal şartlarda rüzgarla da olabilir ama gezdikleri her çiçekten polen, nektar topladıkları için aynı zamanda polenleri getirip diğer çiçeklere de aktarabildikleri için arıların polinasyonda çok önemli bir etkisi var. Arılar, bu noktada diğer bütün böceklerden daha ön planda."

"Arılar yok olursa insanoğlu çok büyük sıkıntı yaşayacak"

Ünlü bilim insanı Einstein'ın "Arılar olmazsa insanlık ancak 4 yıl yaşayabilir" dediğini aktaran Özdil, "Arılar tozlaşma yapmazsa bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz. Tabii bu 4 yıl biraz iddialı... Bugünkü teknolojilerle belki bu 4 yıl değildir. Şu an itibariyle çok daha uzun süre belki hayatta kalabiliriz ama gerçekten arılar olmazsa öncelikle ekosistemde döllenme, yabancı tozlaşma dediğimiz süreç olmayacak. O zaman da bitkisel üretimde verimimiz azalacaktır. Yani arıların dünya üzerinden yok olması durumunda insanoğlu ham madde temini ve besin maddesi bulma noktasında çok büyük sıkıntı yaşayacak." dedi.

Harvard Üniversitesi'nden Samuel Myers'ın 2015 yılında yaptığı bir çalışmaya atıfta bulunan Özdil, "Onun yorumuna göre arıların tamamının yok olması, aşağı yukarı yılda 1 milyon 420 bin gibi insanın ölümüne sebep olacak çünkü dünyada meyve üretiminin yüzde 22 oranında azalacağını iddia ediyor araştırıcı. Bu da sebze üretiminde düşüşlere, tahıl üretiminde yüzde 22'lik bir düşüşe neden olacak. Bu ne anlama geliyor? Bitkisel üretimde gıda ham maddesini kaybediyoruz demek. Gıda ham maddesini kaybetmemiz demek besin kaybetmemiz demek. Şu anda kaynaklarımız yetmiyor, daha da azalacak demek." ifadelerini kullandı.

Kimyasal kullanımının arılara zararları

Arıların yaşamını tehdit eden faktörlerden birinin kullanılan tarım ilaçları olduğunu dile getiren Özdil, kimyasal kullanımının minimumda tutulması gerektiğinin altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:

"Arılar en çok kimyasal maddelerden olumsuz etkileniyor. Arıların ham madde topladığı yani nektar ve polen topladığı yer bitkiler olduğu için eğer ki o aldığı bitkide kimyasal bir mücadele yapılmışsa yani insektisitler, böcek öldürücü ya da pestisit yabancı ot mücadelesi yapıldıysa ve orada kimyasal kalıntısı varsa bitki üzerinde arıları etkiliyor çünkü arılar bu kimyasallara karşı çok dayanıklı değil. Kimyasalları aldıkları takdirde koloniye götürüyorlar ve koloni kaybı yaşanabiliyor. Bundan 2-3 yıl önce çok ciddi anlamda koloni ölümleri söz konusu oldu, bir anda bir bal arısı kolonisinin yok olduğunu, tamamen söndüğünü gördük. Kaynağı hep araştırıldı ve arıların toplu ölümlerinin kimyasal kalıntılardan olduğu görüldü."

Haberin orijinaline buradan erişebilirsiniz.